Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, ilk küresel yapay zeka kararını kabul etti


Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, tarihi bir karara imza atarak yapay zekanın etik ve sorumlu bir şekilde geliştirilmesi ve kullanılması için ilk küresel çerçeveyi oluşturdu. Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’in de aralarında bulunduğu 193 üye ülke oybirliğiyle kabul edilen karar, insan haklarını korumaya, kişisel verileri korumaya ve yapay zekanın risklerini izlemeye odaklanıyor.

Kararda, “Yapay zeka sistemlerinin uygunsuz veya kötü niyetli tasarımı, geliştirilmesi, konuşlandırılması ve kullanılması… insan haklarının ve temel özgürlüklerin korunmasını, geliştirilmesini ve bunlardan yararlanılmasını sekteye uğratabilecek riskler doğurmaktadır” ifadeleri dikkat çekiyor.

Kararın kabulü, yapay zekanın potansiyel tehlikelerine karşı artan endişeleri yansıtıyor. Bu endişeler arasında demokratik süreçleri bozma, dolandırıcılığı artırma ve iş kayıplarına yol açma gibi riskler yer alıyor.

Karar, ülkeleri yapay zekanın etik ve sorumlu bir şekilde geliştirilmesi ve kullanılması için aşağıdaki adımları atmaya teşvik ediyor:

  • İnsan haklarını korumak: Yapay zeka sistemlerinin insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı duymasını ve bunları desteklemesini sağlamak.
  • Kişisel verileri korumak: Yapay zeka sistemlerinin kişisel verileri yasa dışı veya ayrımcı bir şekilde toplamasını veya kullanmasını önlemek.
  • Yapay zekanın risklerini izlemek: Yapay zeka sistemlerinin potansiyel risklerini belirlemek ve bunları azaltmak için çalışmalar yürütmek.
  • Gizlilik politikalarını güçlendirmek: Yapay zeka sistemlerinin kullanımıyla ilgili şeffaflığı ve hesap verebilirliği artırmak.

Kararın sembolik bir önemi olduğu kadar, yapay zekanın geleceği için de önemli bir yol gösterici olacağı düşünülüyor. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, kararın “yapay zekanın geliştirilmesi ve kullanımında sonraki adımlara rehberlik edecek temel ilkeler dizisi” sağladığını söyledi.

Kararın kabulü, yapay zekanın etik ve sorumlu bir şekilde geliştirilmesi ve kullanılması için küresel bir iş birliğinin gerekliliğini de ortaya koyuyor. Bu iş birliğinin önümüzdeki yıllarda nasıl şekilleneceği ve ne kadar başarılı olacağı ise merak konusu.